ASTIM

Doç. Dr. Fatih FIRINCI | 02-03-2016

Astım, bronş adı verilen akciğerdeki havayollarının kronik (müzmin) ve mikrobik olmayan iltihabı olarak tanımlanabilir. Dünyada yaklaşık 300 milyon astım hastası bulunmaktadır ve bu sayının 2025 yılında 400 milyona ulaşması beklenmektedir. Ülkemizde ise astım sıklığı erişkinlerde %2-11, çocuklarda %8-18 olarak saptanmıştır. Astım gelişiminde irsî ve çevresel faktörler rol oynar. Hastaların şikayetleri tetikleyici (örneğin, sigara dumanı, hava kirliliği, soğuk hava, egzersiz, enfeksiyon) ve duyarlı oldukları allerjenlerle (örneğin, ev tozu akarları, hayvan tüyleri, polenler, küf mantarları, hamam böceği, besinler) maruziyet ile kötüleşebilir ve bu durum klinikte öksürük, nefes darlığı ve hışıltı gibi şikayetler ile kendini gösterir. Hastalık durumundaki bu kötüleşmeler astım atağı olarak adlandırılır. Aile hikâyesinde allerji ve allerjik hastalık olan kişiler astım gelişimine daha yatkındır. Çocuklarda astım hastalığı sıklıkla allerji ile yakından ilişkilidir ve allerjik astım olarak adlandırılır. Erişkinlerde ise astımın allerji ile ilişkisi daha azdır. İş hayatında karşılaşılan duman, gazlar, toz ve diğer zararlı maddelere bağlı astım şikâyetleri gelişiyorsa mesleksel astım düşünülebilir. 

Belirtiler

En sık görülen belirtiler nefes darlığı, öksürük, hışıltı, hırıltı, göğüste tıkanma ve baskı hissidir.  Astım belirtileri genellikle ataklar halinde ortaya çıkar ve özellikle geceleri hastayı uykudan uyandırması tipiktir. Ataklar arasında hastalarda belirti görülmeyebilir. Astım hastalarında mutlaka nefes darlığı olmak zorunda değildir. Sadece kronik kuru bir öksürükle seyreden astım formları da vardır.

Aşağıda sayılan durumlarda astım tanısından şüphelenilmesi ve bir hekime başvurulması gerekir:

  • Özellikle geceleri veya sabah erken saatlerde ortaya çıkan, uykudan uyandıran öksürük
  • Egzersizle, gülme veya ağlama ile ortaya çıkan öksürük yakınmaları,
  • Polen sezonu gibi belirli dönemlerde ve belirli astım tetikleyicileri ile ortaya çıkan öksürük atakları
  • Soğuk hava ve viral enfeksiyonlarla tetiklenen öksürük atakları
  • Nefes verme sırasında ıslık sesi duyulması
  • Göğüste sıkışma hissi
  • Çabuk yorulma

Tanı

Astım tanısında en önemli nokta iyi bir öykü alınmasıdır. Fizik muayenede her zaman bulgu olmayabilir. Öyküde belirtilerin ataklar halinde ve tekrarlayıcı olması, gece veya sabaha karşı artması, egzersiz veya gülme, ağlama ile tetiklenmesi, allerjenlerle temas sonrası ortaya çıkması, viral enfeksiyonlarla tetiklenmesi önemli ipuçlarıdır. İkinci aşamada solunum fonksiyon testleri ile hastanın değerlendirilmesi ve havayolu aşırı duyarlılığının ortaya konmasıdır. Bu testler yeterince uyum sağlayamadıkları için 5 yaşından küçük çocuklara genellikle uygulanmaz. Bu test ile akciğerlerin kapasitesi, fonksiyonel durumu, astım hastasında hastalığın şiddeti ve hastanın klinik durumu hakkında önemli bilgilere ulaşılır. Solunum fonksiyon testi klinikte spirometre adı verilen cihazlarla yapılır. Bronş provokasyon testleri havayolu duyarlılığını ölçmek, astım tanısını desteklemek veya dışlamak amacıyla yapılabilir. Bu testlerde havayollarını daraltıcı etkisi olan bir madde hastaya solutulur ve sonrasında solunum fonksiyon testi yapılır. Bu işlem hastada astım bulguları oluşana ve/veya solunum fonksiyon testinde belli bir oranda düşme olana veya hedeflenen doza erişene kadar tekrarlanır. Kan veya deriden yapılan allerji testleri ile varsa astıma neden olan veya tetikleyen allerjik ajan ortaya çıkarılabilir. Deri testleri allerjiyi saptamada öncelikle tercih edilir.

Tedavi

İmmünoterapi (Aşı Tedavisi) ile allerjik astımlı hastalarda allerjen giderek artan dozlarda vücuda verilerek o allerjene karşı tolerans oluşması amaçlanır. Hastanın allerjenlere karşı duyarlılığının azalması yanında allerjik iltihap da gerileyebilir. Sonuçta, allerjik nezle ve/veya astım belirtileri hafifleyebilir. İmmünoterapinin etkisi, tedavi bittikten sonra da devam eder. İmmünoterapi yöntemi bu uygulama için uygun şartları ve allerjileri olan bireylerde, kişiye özel olarak belirlendiğinden mutlaka allerji uzmanlarınca yapılmalıdır.  Astımlı her hastanın takip eden hekimi tarafından verilmiş bir acil eylem planı olmalı ve hasta bu plana göre hareket etmelidir. Astım ataklarında ilk kullanılacak ilaçlar rahatlatıcı, bronş genişletici ilaçlardır. Düzelme olmaması durumunda veya şikâyetler daha da kötüye gidiyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak acil yardım alınmalıdır. Astım ataklarındabazen ağızdan kortizon içeren tabletler de verilebilmekte ve hastayı hızla rahatlatmaktadır. Kortizon içeren tablet kullanımı kısa süreli ve doktor kontrolünde olmalıdır. 

Uzun Dönem İzlem

Özel durumlar dışında genelde 3-6 ayda bir yapılan kontroller çoğu hastada yeterlidir. Hastalıkta ara ara tam düzelme dönemleri olabileceği ve bunun hastalığın tamamen iyileştiği anlamına gelmediği hastaya anlatılmalı ve takiplerine düzenli gelmesi gerektiği hatırlatılmalıdır. Düzenli takip, uygun ilaç kullanımı ve doktor tavsiyelerinin yerine getirilmesi ile astımın tam kontrolü mümkündür. Astımda tam kontrol hastanın nefes darlığı, yoğun öksürük, göğüste tıkanıklık hissinin olmaması, eforla astım belirtilerinin ortaya çıkmaması, gece şikayetlerinin ve kurtarıcı ilaç ihtiyacının olmaması anlamına gelir. Astımda evde takip hasta tarafından kolaylıkla yapılabilir. Bu değerlendirmeleri objektif hale getirmek ve kontrole gidince, iki kontrol arası sürede durumun nasıl olduğunu doktora daha iyi aktarabilmek için semptom skorları tutulabilir. Değişik semptom skor formları mevcuttur. Solunum fonksiyon testleri her kontrolde tekrarlanarak hastanın durumu objektif bir şekilde izlenebilir. Astım tedavisinde amaç hastanın hayat kalitesinin en üst düzeyde tutulması ve hastalıkta tam kontrolün sağlanmasıdır. Hastalarda kontrol sağlandıktan bir süre sonra ilaç dozun gittikçe düşürülerek bir süre sonra düzenli ilaç kullanımının sonlandırılması mümkün olabilmektedir. Ancak ilaçların dozunu hasta kendisi azaltmamalı ve ilaçlarını kendiliğinden bırakmamalıdır.

Kaynak: http://www.aid.org.tr/